12 Ekim 2008 Pazar

Toplu Sonuçlar

1. Grup:

Macaristan 2-0 Arnavutluk
Danimarka 3-0 Malta
İsveç 0-0 Portekiz

2. Grup:

İsviçre 2-1 Letonya
Lüksemburg 1-3 İsrail
Yunanistan 3-0 Moldova

3. Grup:

Polonya 2-1 Çek Cumhuriyeti
San Marino 1-3 Slovakya
Slovenya 2-0 Kuzey İrlanda

4. Grup:

Finlandiya 1-0 Azerbaycan
Galler 2-0 Liechtenstein
Almanya 2-1 Rusya

5. Grup:

Türkiye 2-1 Bosna & Hersek
Belçika 2-0 Ermenistan
Estonya 0-3 İspanya

6. Grup:

İngiltere 5-1 Kazakistan
Ukrayna 0-0 Hırvatistan

7. Grup:

Faroe Adaları 1-1 Avusturya
Sırbistan 3-0 Litvanya
Romanya 2-2 Fransa

8. Grup:

Gürcistan 1-1 Güney Kıbrıs Rum Kesimi
Bulgaristan 0-0 İtalya

9. Grup:

İskoçya 0-0 Norveç
Hollanda 2-0 İzlanda


Bu arada Hürriyet'in haberine göre Ingilizler, Kazaklara futbol dersi vermiş.Ders görmesek, ilahi...

Korkunun Ecele Faydası Yok...

Maç öncesi Bosna'nın teknik patronu Blazeviç bizden çekindiğini dile getirmişti.Ama gördük ki ilk yarının özellikle son 15 dakikası Bosna-Hersek bize karşı daha üstün bir futbol ortaya koydu, son 3 dakikayı saymazsak.Ilk 11'e bakıldığında Batuhan'ın yerine Halil, Ayhan'ın yerine Yusuf, Volkan'ın yerine ise Tolga olabilir diye geçirmiştim kafamdan.Niketim ilk yarının sonunda keşke diye de geçirmedim değil içimden.Ama ikinci yarıda bambaşka bir takım vardı sanki.Sabri'nin inanılmaz bir futbolu vardı.O'na çok kızmama rağmen dün akşam ki futbolu gerçekten mükemmeldi.Sol tarafta Hakan çok iyi kademelere girdi.Nuri Şahin oyuna alındıktan sonra inanılmaz paslar attı.Halil'in yaptığı driblingler.Yusuf çok kısa bir zaman oynamasına rağmen, verdiği paslar.Gerçekten müthiştik ve yeni bir "Terim Mucizesi" daha...

Zhambyl Kukeyev


Ingiltere maçında en çok göze çarpan isimdi.Kazakların tek golünü atanda O'idi.Savunmada özellikle Brown ile çamur gibi oynadı.Henüz daha 20 yaşında Kukeyev ve Fc Almaty'da oynuyor.Ilginçtir bizimkilerin böyle bir futbolcuyu hiç mi gözü kesmiyor?

10 Ekim 2008 Cuma

Phil Brown Ayın Menajeri

Premier Lig'in yeni takımlarından Hull City'nin menajeri Phil Brown ayın menajeri seçildi.7 maçta 14 puan toplayarak medyayı gerçekten şaşırtmayı başardı ve ödülü kaptı.

Alman Usulü



Ümit Davala ve Edwin Boekamp'ın görevine son verildi.Güya Skibbe verim alamıyormuş yardımcılarından.Bu tabi klübün söylentisi.İnceden Skibbe'ye 'güle güle' denmek istiyor gibi sezdim.Zaten Rijkaard ile de yönetim dansa davet oynuyormuş.

Ronaldo:"Geri Döneceğim!"



Dizindeki sakatlık nedeniyle en son Ac Milan'da gördüğümüz Ronaldo geri dönmeye hazırlanıyor.Şuan da Flamengo'daki evindeymiş ve kilolarını yendiğini söylüyor.87 kiloya düşmüş.Ne kadar azimli bir futbolcu olduğunu, dünyanın 'bence' gelmiş geçmiş en iyi forveti olduğunu bir kez daha gösterecek sanıyorum.Şuan Psg ve Manchester City'nin teklifi varmış Ronaldo'ya.Döneceğim diyor.Bekliyoruz...


"I will return. I want to be for the World 2010. Paris? Manchester? For now I think to lose weight."

You Are The Ref: Rio

Denizli İmzaladı !


Beşiktaş'ta teknik direktör Ertuğrul Sağlam'ın istifasının ardından yeni teknik direktör Mustafa Denizli oldu. Siyah-beyazlı kulüp, Denizli ile dün prensip anlaşmasına varırken, tecrübeli teknik adamla 1 yıllık sözleşme imzaladı. Mustafa Denizli'nin yardımcıları ise Tayfur Havutçu, Stepanov, eski Altaylı kaleci Zafer oldu.
Ancak işin ilginç tarafı Denizli'nin şu sözleriydi:"
Daha önce görev yaptığım Galatasaray ve Fenerbahçe'de geçen günlerim de benim için son derece önemlidir. Ama bütün kamouyonunda bildiği gibi çocukken büyük Beşiktaşlıydım, bu camiaya teknik adam olarak gelmem benim açımdan hayatım boyuncu alabileceğim en önemli davetlerden biriydi."
Denizli'de, son dönemde 4 büyükler arası transferlerde moda olan sözleri sarf etmiş."Çocukken Beşiktaşlıydım!." Ne diyelim;
Sende mi Brütüs ?

Çim Sulama Servisi

7 Ekim 2008 Salı

Futbol Balesi


Bu pazar günü zap yaparken Football Mundial'e denk geldim ve gülerek, keyif alarak bu haberi izledim.Futbol Balesi! Futbolun içindeki tüm güzellikler, sertlikler, dostluklar, goller, taraftar bir yana böylesi birşeyin gerçekleşmesi hem beni çok mutlu etti, hemde bana çok büyük bir keyif verdi.İngiltere Milli Balesi, futbol tarihinin 10 unutulmaz anını sahneye taşımış. Gösteride Pele’den Maradona’ya Gascoigne’dan Beckham’a bir çok yıldızın O'anlarına tanıklık ediyorsunuz.Siyah Inci "Barnes'in" bale ayakkabılarıyla sahaya çıkması da bir ayrı olay.Ancak beni en çok etkileyen Gascoigne Ingiltere Milli Takımı forması altında yarı finalde sarı kart görerek ceza duruma düştüğünde final maçında oynayamayacağı için göz yaşlarını tutaması olmuş.Son yıllarına hatırladıkça 'Gazza' ile belki alakasız ama gerçekten duygusal bir an olmuş.

Yusuf Yusuf...

Çok uzun zamandır bekliyordum aslında bu kararı.Açık konuşmak gerekirse 2008 Avrupa Şampiyonasında da 23 kişilik kadroda olmasını beklemiştim ama olmadı.Son yıllardaki performansı göz önüne alındığında tek eksi faktör olarak söylenecek şey yaşı.Gerçi Valderrama Kolombiya'yı bıraktığında yaşı 37'idi.Bakalım Bosna Hersek ve Estonya maçlarında 'halısaha topçusu' neler yapacak...

Bye Bye Happiness, Hello Loneliness


Ertuğrul Sağlam sonunda istifa etti veya ettirildi.Bundan daha önemlisi Beşiktaş kariyerindeki en mantıklı basın açıklamasını yaptı.Yolun açık olsun Ertuğrul Sağlam...

İşte O Grup...!

Bu yıl Avrupa kupalarındaki 2 takımımızdan biri Galatasaray.Işte 'o' Grup...!
Açıkcası pek yorum yapılası bir grup değil.Bencifa'nın oynadığı seri futbolu bilmeyen yoktur.Galatasaray'ın ne kadar ağır bir defansı ve ortasahası olduğunu göz önüne alırsak bu maçı zaten kaybettik gibi.Olympiakos her sonuca gebe ve fikstürün çok önemli olduğu bir maç.Hertha Berlin'in geçmiş yıllarda kalan bir anısı var Galatasaray ile.Bir intikam maçı olabilir.Kharkiv için birşey söylemeye gerek yok.Sağlam'dan sonra sıra Skibbe'ye mi geldi acaba?
Grup B:
Benfica
Olympiakos
Galatasaray
Hertha Berlin
Metalist Kharkiv

Diğer Gruplar ise şöyle:

Hat-Trick Fatih!


Rusya Premier Ligi'nde forma giyen futbolcularımızdan Fatih Tekke takımının Luch Energia'yı 8-1 mağlup ettiği maçta coştu ve 3 gol birden attı.Gittiğinden beri Zenith ile büyük başarılara imza attı Tekke.Bakalım bu yıl gol krallığını alabilecek mi Rusya'da göreceğiz.

Kore Hatırası...




Yıl 2002.1954'ten beri ilk defa bir dünya kupasındayız.Sonuç : Dünya 3.sü bir milli takım!.Mimarı kim? Tabi ki Şenol Güneş ve oyuncuları.Herkesin tekrardan dikkatini çekti Şenol Hoca, Trabzon macerasından sonra.Öyle ki Kore'lileri de uyandırmış.2007 yılında kötü gidişe dur demek isteyen Seoul FC ile sözleşme imzaladı.Ilk sezonda takımını 2. yaptı Şenol Hoca ve bu yılda ligin bitimine 5 hafta kala liderin 2 puan gerisinde 3.sıradalar.Bu hafta deplasmanda sahada 9 kişi kalmalarına rağmen 2-2 berabere kalmış Seoul FC, Incheon United ile yaptığı maçta.Demek ki Şenol Hoca yine efsanelerinden birini yazmaya yakın.Yakın tarihinde en fazla 3. olabilmiş bir takımı şampiyonluk için koşturtuyor, Ceyhun Eris'li Kiki Musampa'lı kadrosuyla.Dejan Damjanovic gibi bir forvet öyle bir lig için oldukça fazla olsa gerek ayrıca.Attığı goller gerçekten müthiş.Zaten gol krallığında 2.sırada Dejan attığı 13 gol ile.Ayrıca hiç bir penaltı golüne de imza atmamış bu sezon!.Lider Seongham Ilhwa 2 hafta sonra kendi evinde ve hemen ardından şuan ki Lig 2.si Suwon ile de ondan sonraki hafta deplasmanda maç yapacaklar.Zaten bu 2 maçı alırsa Şenol Hoca ve takımı umuyorum ki 84'te kurulmuş ve hiç şampiyon olamamış bir takıma şampiyonluk ipini göğüsletecek.Haydi Şenol Güneş, haydi Seoul FC !

27 Eylül 2008 Cumartesi

Kara Bomba Lukunku!



Sinyor döneminde Galatasaray'a 2.2 Milyon Euro karşılığında transfer edilmişti Ali Maboula Lukunku.Attığı değil kaçırdığı gollerle Galatasaray taraftarının sevgilisi olmuştu! Mahalle kahvelerinde 'Ulan sana otobüsler, kamyonlar çarpsın!' dendiğini işitirdim sıklıkla.Şimdilerde Almanya'nın 3.lig ekiplerinden FC Erzgebirge Aue takımı ile anlaşmış.Ne diyelim Allah sabır versin Aue taraftarına.

Gerçekten Ayıp...!




Bir saat evvel 'Bağış Erten'in' 25.09.08 tarihli yazısını okudum.Avrupa ile Türkiye'nin maç bilet fiyatlarını karşılaştırmış ve sorguladığı bir çok şeyde haklı olduğunu gördüm ve birkaç noktaya da ben değinmek istedim.Anadolu kulüblerinin bilet fiyatları yaklaşık olarak 10 YTL civarında.Ancak tribünlerin doluluk oranı gerçekten çok komik miktarlarda.Örneğin bir Ankaragücü takımı ligteki bir anadolu takımı karşısında verdiği mücadeleyi yaklaşık 500 taraftar önünde sergiliyor.Bunun sebebi olarak kentsel faliyetler yada anadolu kulüblerinin başarısız grafikleri gösterilebilir.Ama şuanda bunlar arasındaki en başarılı kulüp olarak adlandırabileceğimiz Sivasspor'un Fenerbahçe maçında bile stat belki yarı yarıya bile dolu değildi.Bu biraz taraftarla da ilgili bence.Türk toplumu olarak genelde kazanın yanında, kaybedenin karşısında olduğumuz için bugünlerde yeni kurulan 'Resmi taraftar sitesi' Zefanclub'ta bile üye olurken 2.takımınız başlı altında bir soru yönergesi ile karşılaşıyorsunuz.Artık toplumun alışkanlığı olmuş 4 büyüklerden birinin taraftarı olmak.Çok az bir kitle dışında hiç kimsenin kendi oturduğu yöresindeki takımı takip ettiğini düşünmüyorum.Öyle ki Afyon'da oturan bir kimsenin Afyonkarahisarspor takımından bir futbolcu ismi söylebileceğini sanmıyorum.Ancak bu kimsenin bir Beşiktaşlı, bir Fenerbahçeli, bir Galatasaraylı, bir Trabzonspor'lu olduğunu düşünürsek bu takımların 18 kişilik maç kadrosunu sayması mümkün.Burada biraz medyaya da iş düştüğünü belirtmek gerek.Türk futboluna gereken değer verilmiyor.Türk futbolunun sadece Turkcell Süper Lig yada Bank Asya 1.Ligi'nden ibaret olmadığını acilen taraftarlara hatırlatması gerektiği kanısındayım.Belki bunlar gerçekleşirse taraftarlar 'kendi takımlarının!' maçına gider, yöneticiler bilet fiyatlarıyla ilgili yeterli düzenlemeyi yaparlar ve bizde de aynı Ingiliz, Italyan, Ispanyol liglerinde olduğu gibi maçlar tam kapasite stadyum ile oynanabilir.

Işte Bağış Erten'in yazısı: http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=YazarYazisi&ArticleID=900333&Yazar=BA%C4%9EI%C5%9E%20ERTEN&Date=25.09.2008&CategoryID=103

26 Eylül 2008 Cuma

UEFA Kupasının Yeni İsmi : UEFA Avrupa Ligi



Fransa’nın.Bordeaux Kenti’nde toplanan UEFA İcra Komitesi, 2009/2010 sezonundan itibaren UEFA Kupası’nın UEFA Avrupa Ligi olarak anılacağını duyurdu.
UEFA Kupası tarihe karışıyor. Avrupa Futbol Federasyonları Birliği’nin (UEFA) Fransa’nın Bordeaux Kenti’nde gerçekleştirdiği İcra Komitesi toplantısında, UEFA Kupası’nın isminin değiştirilmesi kararlaştırıldı. UEFA’dan yapılan açıklamada Avrupa’nın kulüpler bazında iki numaralı organizasyonu olarak bilinen kupanın 2009/2010 sezonundan itibaren UEFA Avrupa Ligi olarak anılacağı ifade edildi.

Açıklamada, değişikliğin sadece isimden ibaret olmadığı yeni bir formatla organizasyonun düzenleneceği ve 48 takımdan oluşan grup aşamasının yanı sıra, yayın haklarında, sponsorluklarda, logoda ve resmi topta değişiklikler olacağı vurgulandı. Yeni formatta amacın, Avrupa futbolunda daha az bilinen ülkelerin ya da kulüplerin adlarının duyulmasını sağlamak olduğu da ifade edildi.

Konuyla ilgili olarak bir açıklama yapan UEFA Başkanı Michel Platini, “Bu değişiklikler tarihi organizasyonu geliştirecektir. Yeni yapılanma UEFA ve Avrupa futbolu için çok önemlidir. Bu bizlere daha çok taraftar, oyuncu, kulüp ve Avrupa kulüp futbolunun heyecanını verecek. Yeni formatın UEFA Avrupa Ligi’ne başarılı ve yeni bir güç vereceğine inanıyorum” dedi.

Platini yaptığı yeniliklere bir yenisini daha ekledi.Hayırlısı diyelim...

Dede Nasihatı

"Maçın hemen hemen başında golü bulduk.Hemen ikinci golü bulabilseydik çok daha iyi olacaktı.Ancak olmadı.Sezona iyi başladığımızı söyleyemeyiz.Benim amacım her zaman kazanmaktır.Özellikle deplasmanda maç kazanmak benim için çok önemli.Sivasspor karşısında aldığımız mağlubiyet bize çok önemli dersler verdi.Bundan sonra çalışıp bir an önce kendimizi toparlayacağız."
Bu sözler Sivasspor maçının ardından Luis Aragones'e ait.Ama burada çok şaşırtıcı yanılgılar var.Fenerbahçe'nin attığı ilk gol yine bir duran toptandı.Alex'in iyi ortası ve Selçuk'un kafası golü getirmişti.Bu golden biraz öncede 14 Milyonluk Güiza'nın direkten dönen topu vardı.Ancaaak...! Bunların öncesinde Sivasspor'un yakaladığı biri Kanfory diğeri Musa ve Faruk ile yakaladığı 3 net gol pozisyonu vardı.Biri direkte patladı, diğerini kaleci Volkan iyi bir biçimde çeldi, bir diğeri ise dışarı gitti.Böylesine atak oynayan ve yerleşik bir savunma anlayışı olan Sivasspor takımına karşı 2. golü bulmayı nasıl planlıyordu acaba Aragones? Sakat Alex'i 90 dakika sahada tutarak mı, yoksa her maç hemen hemen aynı yaptığı 3 değişikliği yaparak mı? Yine Aragones'in oyunu okumak adına yaptığı hiç birşey yoktu sahada ve 2. golü bulmaktan bahsediyordu.
Verdiği demeçte bir komik yan ise "Benim amacım her zaman kazanmaktır.Özellikle deplasmanda maç kazanmak benim için çok önemli" diyerek ligte oynadığı 3 deplasman maçında 3 yenilgi almasıyla örtüşmeyen cümleler kurması oldu.Bu bana lise dönemlerimi hatırlattı.Özellikle lisenin ilk başlarında hiç çalışmazdım düşük not alırdım, ara karnemde ailem gördüğümde çalışmayacağımı bile bile notlarımı yükselteceğimi söylerdim.Aragones'inde birazcık bu hesap oldu geçen 5 haftada.Her maçtan sonra ders çıkartacağını söylüyor.Bakalım dedenin takıma vereceği nasihat tutacak mı? Bunu ilerideki Fenerbahçe maçlarında göreceğiz.

14 Eylül 2008 Pazar

Sinyor ?





90 dakika içerisinde ve 90 dakika sonrasında yaşananlar açısından kötü bir Belçika maçı geçirdik.Ama hepimizin bildiği gibi bazı sebepler dolayısıyla futboldan çok futbol bürokrasisinin konuşulduğu bir maç oldu.Herkes bu olanlardan sonra yorumlarını dile getirdi.Bense sessizce oturup izlemeyi tercih ettim.Belki yıllarca O'na duyduğum o büyük saygı ve sevgiden, belkide yakıştıramadığımdan bu konuyla ilgili hiç konuşmak istemedim.Sadece tek söylemek istediğim bir şey var.Keşke 'Sinyor' Vandereycken'e cevabını saha içerisindeki 90 dakikada vermiş olsaydı ve yine çıkıp"Onlardan 550 var.Ama 1 tane Fatih Terim var" deseydi ve hepimizin ağzını gene açık bıraksaydı.Vandereycken ise kendi kendine dövünüp gitseydi.Ama olmadı yada olamadı.Umarım Belçika'da oynanacak maçın arkasından bir Isviçre vakkası daha yaşamayız.

Adebayooor...

2001'de başlayan profesyonel futbol kariyerine Metz ve Monaco'da devam etti.Basamakları adım adım çıkan Togo'lu bu futbolcuyu Fransız avcısı Arséne Wenger 'yine bir çok örneğini gördüğümüz gibi!' çekti Arsenal'e getirdi.Ve artık yavaş yavaş ben burdayım diyor.Henry'i sattıktan sonra, Sir Alex Ferguson'un:"Bence Arsenal birşey kaybetmedi, aksine kazandı" demesindeki sebep kim bilir belki bu yüzdendir.Fakat bir gerçek var ki Adebayor bu hızla giderse Henry'nin izini 2 sezon içersinde Arsenal'den silecek.

Galatasaray'da Yine Dönemi

Galatasaray 3.haftada Antalyaspor karşında da berabere kalırken, hakkında yeni tartışmaların çıkmasını bekleyenlerin ekmeğine yağ sürüyor.Dikkat ettimde yine diyebileceğimiz çok şey var;

Yine De Sanctis kritik kurtarışlar yapıyor.Yine Hasan Şaş çok top kaybediyor.Yine Ayhan bir formlu bir formsuz.Yine Arda bireysel oynuyor.Yine Ümit&Nonda ikilisi çok mücadele ediyor.Yine takımına monte edilen yeni bir genç Aydın! parlamak üzere.Yine Lincoln göz boyuyor bu da yetmez gibi ona buna sataşıyor.Yine Galatasaray'ın sağ bek mevkisinde oynayan futbolcunun başına bir iş geliyor.(Hasan'ın kaşının açılması).Yine Galatasaray tribünleri küfür ediyor.Yine Skibbe maç sonrası boş demeçler veriyor.Ve yine bir yazım daha burada bitiyor.

Mourinho Hala Gülüyor...

Mourinho : 2
Zenga : 1

13 Eylül 2008 Cumartesi

Allah'ına Kurban




Maça büyük umutlarla ve eksiklerle çıkan Fenerbahçe beklemediği şekilde kalesinde 2 gol görünce adeta şaşkına döndü.Son dakikalara doğru Yasin Bey'in yaptığı akıl almaz off-side bozma hatası Sukaj ile Volkan'ı karşı karşıya getirdi.Volkan'da Sukaj'ın tepesine binince hakem penaltı noktasını gösterdi.
Kadir penaltı atışını yaptı ve topu dışarı vurdu.Buraya kadar herşey normal bir maç sonu pozisyon anlatımı.Peki 'Şeytan bunun neresinde?' diye soranlar için asıl bölüm şimdi geliyor.Volkan hakemin yanına gitti ve elleriyle yukarıyı göstererek agresif ve son derece 'artist!' bir biçimde: "Yukarıda Allah var!" diye hakeme söylendi.Bu ramazan ayından çok etkilenmiş olacak kendisi.Ve neticede 2. sarı karttan, kırmızı kartı gördü.Burada hakemide kutlamak gerek.Bu tarz hareketleri mazur ve görmezden gelen bir çok hakem var.Ancak hakem cesur bir şekilde bir '4 büyük' kalecisine kartı gösteriverdi.
Bu arada R.Carlos'unda hakeme yapmis olduğu hareketler gözden kaçmadı, bir sarı kartta o gördü.Carlos'un La Liga maçları aklıma geliyorda (yedek kulübesinde agzinda topitopla oturduğu süt liman günler) bu hareketi O'na hiç yakıştıramadım.
Gençlerbirliği maçında da kale Volkan'ın yokluğunda, büyük ihtimalle diğer Volkan'a emanet olacak.Yani Allah'a emanet!

12 Eylül 2008 Cuma

Semih Nereye Koşuyor?


Herkes onu "Fenerbahçe'nin genç yeteneği!" diye tanıdı.Uzun yıllar yedek kaldıktan sonra bir ara Izmirspor'a kiralık bile verildi.Gel gelelim Semih yılmadı, çalıştı ve özellikle geçtiğimiz sezon yedekten sonra girerek attığı gollerle hem herkesi şaşırtı, hemde yeni tartışmalara yol açtı.Ilk 11'e alınması için dönemin teknik direktörü Zico'ya ağır eleştiriler yapıldı.Hoş o dönem Zico yine bildiğini okumuştu hatırlayacağınız gibi.Semih 2008 Avrupa Kupasında da Fatih Terim tarafından kadroya alınmış ve attığı 3 golle bu sefer yalnızca kendi taraftarının değil tüm kamuoyunun beğenisini toplamıştı.

Ancak şimdilerde yeni bir tartışma başlatılması gerektiğini düşünüyorum.Acaba Zico haklımıydı? Son oynadığı maçlarda ki formsuzluğu! dikkatleri çekmeye başladı.Ancak yine Semih gollerini atıyor.Fakat düşünülmesi gereken şey bu golleri ne şekilde attığı.Ben uzun zamandır dribbling yaparak, yada kaleciyle karşı karşıya kalarak, uzaktan şut çekerek, defans oyuncularını çalımlayarak gol attığını hatırlamıyorum.Bir forvetin yapması gereken şeymidir bunlar; bence evet.Savunmayı eksiltmek, uzaktan şutlar denemek, pres yaparak onları yıpratmak, topsuz alanlara koşu yapmak bir forvetin özelliği olmalı.Ama Semih'te bunların hiçbirini uzun zamandır göremiyoruz.Spor yazarlarının da buna karşı savunduğu bir takım tezleri var.Semih doğru zamanda, doğru yerde.Ancak bunu Belçika maçında bir kez daha gördük ki günümüz futboluna 'balına!' diye tabir ettiğimiz gol kazandırmaktan başka işe yaradığı yok! Ve bu sefer o bal tutmadı, Semih golünü atamadı.Bence Semih gene yedek kalsın, oyuna girdiğinde dualar edilsin, dilekler adansın, O' ''gene olması gerektiği yerde olsun'' ve golünü atsın.